« Önceki | Sonraki »

13/5/2008

Susma...

 

Susma
Öğütlemedi kimse sana bunu
Ne Meryem, ne Belkıs
Ta kavimler göçünden
Hicretinden bu yana Ashabın
Sus okutulmadı sana
Şimdi susma
Konuş
Sözlerin olayım
Bir allıturna salasın
Taa İstanbul'dan
Ki bulurum seni
Sigaraya çakılan ilk kibrit çöpünde
Susma eşlik et duama

Susar mıydın
Susmalı mıydın
Sustun...

Susma
Bulutlar da susmasın
Bahçemde çalıkuşu
Ve senin şarkın
Buselik makamı olan hani

Şimdi susma
Dilim, ellerim
Gözlerim üşüyor
Ondan akışı gözyaşımın
Sanma ağlarım
Susma
Susarım

Susma
Bir haberin olsun, bir selamın
Sarı kağıtta
Belki kurutulmuş menekşe yaprağı
Pencerenin önünde ki saksıdan
Bir duan
Bir gözyaşın
Bir tutam saçın belki
Susma
Susarım
(M.Ören)

12/5/2008

.../...

içim acıdı. bir fesleğene dokundum. otobüsler yürüdü seni barındıran şehirlere.kaldım. çıkamadığım yolculukların düşünü kurdum. bir sabah karlı dağların yamacında, şemsiyenin altına saklanmış bir yalnızlıkta buldum kendimi. kapalı kapılardan geçtim. güller tomurcuklandı. laleler bir sırrı ifşa eder gibi açtılar ve renklerini merak edenlere bir medeniyet sundular. ben zerafetini buldum bütün güllerin  duruşunda. sustum. hasretle bekledim tebessümünü...sesinden içime çağlayan bu nergisleri dersen diyorum, kırılsa zaman en işlek yerinde. şehre birkez daha dönsek. kaldırımlar sayıklasa adınla başlayan adımı. her adımda kara sular inse yine ayaklarımıza. ve ölsek yaralı yanlarımızla.

 

bir ikindi vaktiydi...  adın düştü dilime... sayıkladım...

 

 

9/5/2008

Yılgınlığa İnat

 

Düşümde gördüm seni,
Oturmuştun duvar dibine düşünüyordun.
Sararıp solmuştu benzin,
Ağlamaklı mı neydi gözlerin...
Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma
Pek farkedemedim...

Düşümde gördüm seni
Oturmuştun duvar dibine,
Elinde sazın
Bizim türkümüzü söylüyordun...
Urun, urun yükseliyordu bozgunlar
Onurlu ölümler yaşanan.
Ak alınlı çocuklara "dağlara, dağlara!" diyordun.

Düşümde gördüm seni.
Uzanmıştın ranzana
Gün aşırı şiirler okuyordun,
Kavlimize tutkun gökçen soylu
Sevdalardan yana...
"Aldırma boşver!" demiyorum sana.
Bilirim ki; sen sevdayı
Hoşnut kavgalarla yan yana,
Parmaklık, parmaklık işlersin,
"Gün ola harman ola!" diyen yüreklere...

Düşümde gördüm seni.
Yalçın kayalıklara yaslanmıştın.
Ötüken mi Tanrı dağları mı bilmem...
Kurt başlı tuğun elinde,
Börteçine önünde,
"Oğuzun boyuna selam!" diyordu bakışın...

Düşümde gördüm seni.
Çin seddinde Kür-şad’dı çehren.
Ama kollarında kelepçe ayağında pranga vardı...
Kan mı damlıyordu ne yüreğinden,
Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma,
Pek farkedemedim...

Düşümde gördüm seni.
Sevdası gurbet olmuş bir karakışta,
Yolcu ediliyordun arkadaşlarının omuzunda,
Yamtar’ların, Sancar’ların, Afşın’ların uçmağına:
cennet bahçelerine.
Marşlar söylüyorduk ardından,
"Yastığımız Mezar Taşı, yorganımız kar olsun,
Biz bu yoldan dönersek; namus bize ‘AR’ Olsun...

Düşümde gördüm seni.
İrem bağlarında âb-ı kevser içiyordun,
Kıvılcımlar çıkıyordu gözlerinden,
Ak Alınlı Çocuklara;
"Yılgınlığa İnat! DAĞLARA, DAĞLARA!" diyordun...

 

Alişan SATILMIŞ

7/5/2008

 

özledim...bana bakan yüzünü..

sesin ki bir ummandır dalga dalga gönlümün kıyılarına vuran...

eskimeyen bir zamandır

adını adımın yanına yazan kalem.

ben senle başlarım.

adım ibrahim...

6/5/2008

 

fariğ olmam eylesen yüzbin cefa,sevdim seni
böyle yazmış alnıma kilk-i kaza,sevdim seni

ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
şahid olsun aşkıma arz-ü sema,sevdim seni

Galib-i divaneyim Ferhad ü Mecnun'a sala
yüz çevirmem olsa dünya bir yana,ben bir yana

şem'ine pervaneyim,perva ne lazımdır bana
anlasın bigane,duysun aşina,sevdim seni