
Düşümde gördüm seni,
Oturmuştun duvar dibine düşünüyordun.
Sararıp solmuştu benzin,
Ağlamaklı mı neydi gözlerin...
Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma
Pek farkedemedim...
Düşümde gördüm seni
Oturmuştun duvar dibine,
Elinde sazın
Bizim türkümüzü söylüyordun...
Urun, urun yükseliyordu bozgunlar
Onurlu ölümler yaşanan.
Ak alınlı çocuklara "dağlara, dağlara!" diyordun.
Düşümde gördüm seni.
Uzanmıştın ranzana
Gün aşırı şiirler okuyordun,
Kavlimize tutkun gökçen soylu
Sevdalardan yana...
"Aldırma boşver!" demiyorum sana.
Bilirim ki; sen sevdayı
Hoşnut kavgalarla yan yana,
Parmaklık, parmaklık işlersin,
"Gün ola harman ola!" diyen yüreklere...
Düşümde gördüm seni.
Yalçın kayalıklara yaslanmıştın.
Ötüken mi Tanrı dağları mı bilmem...
Kurt başlı tuğun elinde,
Börteçine önünde,
"Oğuzun boyuna selam!" diyordu bakışın...
Düşümde gördüm seni.
Çin seddinde Kür-şad’dı çehren.
Ama kollarında kelepçe ayağında pranga vardı...
Kan mı damlıyordu ne yüreğinden,
Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma,
Pek farkedemedim...
Düşümde gördüm seni.
Sevdası gurbet olmuş bir karakışta,
Yolcu ediliyordun arkadaşlarının omuzunda,
Yamtar’ların, Sancar’ların, Afşın’ların uçmağına:
cennet bahçelerine.
Marşlar söylüyorduk ardından,
"Yastığımız Mezar Taşı, yorganımız kar olsun,
Biz bu yoldan dönersek; namus bize ‘AR’ Olsun...
Düşümde gördüm seni.
İrem bağlarında âb-ı kevser içiyordun,
Kıvılcımlar çıkıyordu gözlerinden,
Ak Alınlı Çocuklara;
"Yılgınlığa İnat! DAĞLARA, DAĞLARA!" diyordun...
Alişan SATILMIŞ